beyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2013 Çarşamba

Ne Olacak Bu Ülkenin Hali?

Aşağı yukarı başlıktaki gibi başlayan muhabbetlerin sonu "Ahanda bizden bir bok olmaz" diye bitiverir. Herkes bir şeylerden şikayet eder, yok efendim SSK kötü, devlet dairesine gittim su faturasını ödeyemedim, vergi dairesine gittim bilmem kaç bin liralık borcum çıktı... Gibi oraya buraya laf çakan muhabbetlere mutlaka şahit olmuşsunuzdur. Hatta belkide bu muhabbetleri kendiniz bile yapmış olabilirsiniz. Hatta bu muhabbeti Türkiye de yaşayan herkes yapmıştır. Yapmamışsa bu ülkede yaşamıyordur.

Bu ülkenin ne hale gideceğinin de ne hale geldiğinin de tüm sorumlusu bu muhabbeti yapan bizlerin suçu. Tek sorumlusu biziz başka hiç kimse değil. Hani diyoruz ya filanca ülkenin ajanı karıştırmış ortalığı diye, iyide o ajan ortalık karıştırırken bizim hiç mi aklımız yokmuş? Neden bir kişi de kalkıp "Aga noluyo?" dememiş? Tüm içtenlikle soruyorum şimdi bu ajan deyip uydurduğumuz varlığın mı yoksa bizim salaklığımızın mı sorunu?

Bence bizim en büyük sorunumuz birlik olamamamız. Birlik olamamamızın da en büyük problemi birbirimizi dinlemememiz. Herkes kendi derdinde bir şeyler yapıyor, hedef aynı ama ilerleyemiyoruz. Neden? Çünkü herkes hedefin farklı yönde olduğunu söyleyip o tarafa doğru çekmeye çalışıyor, bu durumda da elde kalıyor sıfır. Şöyle oturup, dogmalarımızdan kurtulup birbirimizi dinlemeye başlasak herkes hedefin aynı; ancak kullanılan stratejilerin farklı olduğunu anlayacak. Yapan var mı? Arada çıkıyor da onuda kendimize benzetip göte getiriyoruz bir boka yaramıyor.

Bir başka büyük sorunumuz da kendi yaptığımız hatanın aynısını başkası yaptığında onu asıp kesmemiz ama kendi yaptığımız davranışa geldiğimizde, hiç bir değişiklik yapmadan devam etmemiz, daha da fazlası bunu masum olarak görmemizdir. Salak salak tanımlar yapmak yerine örnek vererek açıklayıp kısa kesmek istiyorum. Mesela oğlunun dönem ödevini kendi bürosundaki yazıcıdan çıkartan bir devlet memurunun yaptığı ile millet vekilinin yaptığı yolsuzluk arasındaki farka baktığımızda dönem ödevi çıkartan  memurun yaptığı daha masum geliyor. Ancak ikiside hırsızlık. Gel gelelim tanımlamaya devlet memurunun yaptığı daha masum hırsızlık. Peki biz ne yapıyoruz? Hırsızlık kelimesini çıkartarak "daha masum" kelimelerini bırakıyoruz. Bu durumda da memurun yaptığı hırsızlıktan çıkıyor. Geriye ne kalıyor devletin malını masumca kullanan kişi... Ama millet vekilinin yaptığı şerefsizlik olarak sayılıyor; çünkü o kendi menfaati için halkın parasını kullandı. Peki diğer devlet memuru halkın parasını kullanmadı mı?

Bu soruyu yönelttiğimizde de devlet memurunun maaşının az olduğunu savunarak böyle bir şey yaparak tasarruf ettiğini savunanlar çıkıyor; ancak bu tip savunma yaptığımızda millet vekilinin de kendi parasını kullanmayarak tasarruf yaptığını söyleyebiliriz. Farkettiyseniz kimseye hırsızlık yaptığını söylemiyoruz, hala daha haklı çıkartmak için uğraşıyoruz. Böyle bir ortamda kimse suçlu çıkmaz. Herkes haklı ve masum kalır. Bundan sonra da "Ne olacak bu ülkenin hali?" demenin bir manası yok.

Herkes kafasından "Devletin malı semiz, yemeyen keriz!" ata sözünü bir çıkartsın. Neden kendimize sürekli hakaret etmek için uğraşıp duruyoruz? Şu söylediğimiz ata sözünden yola çıkarsak bizim kendimiz semiz dediğimiz şey oluyoruz. Neden kendimizi başkalarına yedirip o abuk subuk ata sözünü söyleyelim. Siz o paraları kendinize hizmet edilsin diye veriyorsunuz, dönem ödevi çıkartılsın veya yolsuzluk yapılsın diye değil. Siz böyle yaparsanız başkası da o semizi yer, ondan sonra kalkıp şerefsiz falan demeyin. İmam osurursa cemaat sıçarmış diye ata sözümüz de var. Burada da hoca sizsiniz.

Bir diğer en önemli problemimizde ülkemizde okuyan kişinin sevilmesi. Cümleyi tekrar okumayın doğru yazdım; çünkü okuyan kişi seviliyor, ama okumak sevilmiyor. Yani başarı alkışlanıyor ama başarmak için hiç bir şey yapılmıyor. Buda tam olarak yaşlıların "Gavur yapar" muhabbetine dönüyor. Hani teknolojik bir alet çıkınca gavur yapmış derler ya işte o hesap. Şunu anlamak lazım bu işin din ile alakası yok. Her boka böyle yaklaştığımızdan da biraz kaybediyoruz. Çok fazla gitmeye gerek yok yakın zamanlarda Amerikanın yapmış olduğu yarasa uçak Suriye hava sahasında tespit edildi ve Suriyeli bilim adamları tarafından kodları çözülerek Suriye deki bir hava alanına inişi sağlandı. Gavur değil bunlar da Müslüman. Demek ki bir şeyleri başarmak için beyni kullanmak yeterli, gavur olmaya gerek yok. 

Şimdi ilk verdiğim örneğe geri dönüp çıkarım yapalım. Örnekte dönem ödevi çıkartan memur ile yolsuzluk yapan millet vekilini karşılaştırmıştık. Biz bu ülkede devletin malını kendi çıkarları için kullananların yaptığını ayıp bir şey olarak karşılarsak, millet vekili yolsuzluk yapmaya cesaret edebilir mi? Düşünün çocuğunun dönem ödevini çıkartmak için devletin malını kullanan memur ayıplanıyor ve hakarete uğruyor. Böyle ortamda yetişen millet vekili yolsuzluk yapmaya cesaret edebilir mi ve genel anlamda suçlu kim? Kalın sağlıcakla.

9 Ekim 2012 Salı

Sürekli ve Faşist İktidar Beyin

Bu yazıda iktidar olan siz ve faşistlik yaptığınız vücudunuzun siyasal durumunu anlatacağım. Farklı açıdan bir yazı olacağını düşünmekteyim, umarım zevk alırsınız.

Gün geçmiyor ki yediğimiz bir ürünün daha, sağlığa zararlı olduğu ortaya çıkmasın. Onu da bırak zararlı dediğimiz ürünlerin bile faydalı olduğu ortaya çıktığı zamanlar oluyor. Ne bok yiyeceğimizi şaşırdık açıkçası. Aklınızdan bir yiyecek ürünü geçirip google'a yazdığınızda, o ürünü yemekten vazgeçirecek bir ton yazı bulabilirsiniz. Ha birde GDO olayı var sormayın gitsin. Yediğimiz mısırın, mısır olduğu aşikar. Hadi diyelim mısırı yemedik, o GDO'lu mısırla beslenen hayvanın ürününü yediğimizde de GDO'yu almış bulunmaktayız. Neyse yemekten soğumadan konuya girelim. Günlük hayatımızı yaşarken vücudumuzda olan bitenden pek haberimiz olmuyor. Peki vücudumuzun dili olup siyaset yapar halde olsaydı ne olurdu?

Akciğer Gazetesinden Bir Haber: Ana Başlık: "Hükümetten Ses Yok!" Yurda ağız yoluyla giren duman, kan hücrelerine oksijen alımını zorlaştırıyor. Halk (Kan hücreleri) oksijenin yeterli alınamamasından şikayetçi. Bir vatandaş (Kan Hücresi) ile yaptığımız röportajda şunları kaydettik: "Hükümet (Beyin) artık buna bir çare bulsun! İki üç tane oksijenle yetiniyoruz bazen bir tane bile aldığımız oluyor, bu kadar az oksijen götürünce civarda oksijenlerin verildiği halktan tepki alıyoruz, bazı yerlerde yolların (Damarların) tıkalı olduğunu görüyoruz, iki üç vatandaş yanyana zor geçiyor. Buna rağmen hükümetten hala daha 'Ciğerlerim bayram etti!' açıklaması yapılıyor. Bu terbiyesizlik değil de nedir?". Durum yerli halkında (Akciğer Dokusu) huzursuz olmasına neden oldu. Civarda yaşayan halktan "Yeter artık!" sloganları yükselmekte; ancak hükümetten hala bir açıklama yapılmış değil.

Karaciğer Gazetesinden Bir Haber: Ana Başlık: "Mülteciler Sorun Yaratır mı?" Alınan yağlı gıda ve benzeri ürünlerin Karaciğer'de geçirdiği işlemlerde aksamalar gerçekleşiyor. Bu aksamaların sonucunda nedeni bilinmeyen bir şekilde tamamlanamayan işlemler sonucunda mülteci halk (Yağ dokusu) çevrede birikmiş durumda. Civardaki kalabalığın ilerde artmasından yerli halk (Karaciğer dokusu) endişe ediyor. "Böyle giderse göç etmek zorunda kalacağız." söylentileri iyice artmış durumda. Böyle bir problem olmasına rağmen hükümet herhangi bir tedbir almış değil.

Vücut Gazetesinden Bir Haber: Ana Başlık: "Büyüme Kaydedildi" Son yapılan ölçümlere göre yurdun (Vücut) %2-3 oranında büyüdüğü ve bu büyümenin tamamen yağlanma ile alakalı olduğu açıklandı. Kasları Denetleme Kurulunun yaptığı açıklamaya göre büyümenin bu şekilde devam etmesi halinde sistemde aksamaların oluşacağı yönünde. Bu aksamaları gidermek için hükümetin bilinçaltı bakanlığına "Spor yapman lazım" bilgilendirmeleri gönderilmekte; ancak hükümetin dikkate almadığı görülmektedir. Son 3 ayda gerçekleşen büyüme hakkında hükümet "Benim kemiklerim iri" açıklaması yaptı. Bunun üzerine Kemikler Bakanlığından irilik ölçümleri aldığımızda böyle bir şeyin gerçek olmadığı, diğer ülkelerle aynı irilikte olduğu ortaya çıktı.

Kalp Gazetesinden Bir Haber: Ana Başlık: "Kriz Kapıda!" Kalp Enstitüsü'nün yaptığı araştırmaya göre, yıllık büyüme oranının artışı ve buna takiben hareketsizlik ve fazla yağlanmadan dolayı eskisi gibi hafif olmayacak şekilde büyük bir krizin yaşanabileceğinin sinyallerini verdi. Hükümetin önlem alması için, kalp tarafından gönderilen ufak çaptaki krizlerin dikkate alınmaması ve hükümetten yapılan "Allah yazdıysa olur" açıklaması halktan büyük tepki aldı. Bütün halk ani bir krizin vereceği büyük hasardan korkuyor.

Böbrek Gazetesinden Bir Haber: Ana Başlık: "Neslimiz mi Tükenecek?" Geçtiğimiz senelerde sol böbrek halkında oluşan taşlaşma nedeniyle ve taşlaşmadan dolayı halkın yapması gereken işi yapamamasından kaynaklı oluşan sorunda sol böbrek halkının yok olması ile sonuçlanmıştı. Sağ böbrek halkından aldığımız haberlere göre küçük taş parçalarının tekrar gelmeye başlamasından dolayı halk tedirgin. Neslimiz mi tükenecek sorusu halkın kafasını kurcalayan soru haline geldi. Hükümet bununla ilgili bir açıklama yapmamasına rağmen, sol böbrek halkında çıkan sorundaki gibi "Üşüttüm galiba" diyerek 3 yıl doktora gidilmemesinden korkuluyor.

Mide Gazetesinden Bir Haber: Ana Başlık: "Mide Değil!" Mide Bakanlığı'nın yapmış olduğu açıklamaya göre midenin bu kadar büyümesi gerçekten sevindiriciymiş, daha fazla yemek alınabilmesinden dolayı aç kalma oranı düştüğünden bahsediliyor. Bakanlığın bu yıl sonunda hükümete isim değişikliği için başvuruda bulunacağını açıkladı. Dış haberlerden alınan bilgilere göre midenin, koyun işkembesi ölçülerine yaklaştığı ve bu yıl sonu itibariyle aynı ölçülere geleceği tahmin ediliyor. Bu yüzden yıl sonunda bakanlığın ismi İşkembe Bakanlığı olarak değişebilir. Hükümetin yapılacak değişikliğe karşı çıkacağı düşünülmüyor; çünkü alkol alımından sonra işkembe çorbası içildiği için mide halkına değişikliğin sinyallerini verdiği düşünülüyor.

Büyük ihtimal vücudun dili olup da siyaset yapabilecek duruma gelseydi bu tip haberler çıkardı. Acaba hükümete darbe nasıl olurdu?

Vücut Gazetesi: Ana Başlık: "Hükümetten Genel Açıklama 'Eşhedü enla...' " Hükümetten yapılan son açıklamadan sonra halk bu iki kelimenin anlamını araştırmaya başladı. Bu iki kelimenin ne anlama geldiği hala çözülebilmiş değil; ancak hükümetin bu açıklamasından sonra tüm yurtta başta Kalp Bakanlığı olmak üzere hepsi iflaslarını duyurdu. Halk hala iki kelimeyi araştırıyor. Kalın sağlıcakla.