5 Şubat 2012 Pazar

Eee'lemek Nedir?

Selam gençlik, bu yazımda başlıktan da anlaşılacağı gibi günlük yaşamda bir çok kez rastladığımız bir olayı ele alacağım, "aman çokta önemli bir şeyi ele alıyorsun" diyen varsa "çık git kardeşim, tutan mı var?". İlk önce bu eee'lemenin kelime anlamını açıklayayım: Söylenecek sözü bulamama, düşünme esnasında çıkarılan ses. Bu işi Türkiye'nin üstadı sayılan Mehmet Ali Birand en güzel yapan kişidir aşağıda videosunu paylaşacağım. Aslında çok basit bir şeymiş gibi görülen bu davranışın altında çok farklı durumlar yatmaktadır, bunları teker teker açıklayacağım.
Eee'lemenin  çeşitleri bulunmaktadır ve günlük yaşamda -özellikle radyo ve televizyon yayınlarında- çok fazla kullanılır; ancak sürekli insanlarla ilişki kuran kişiler daha fazla kullanır. Bu kişilerin hepsini aynı kefeye koymuyorum tabi ki; ama konuşmalarına hazırlanmayan ve kitap okumayan kişilerin sık sık karşılaştığı bir durumdur. Bu durum dörde ayrılır.

  1. Yerine kelime bulamama.
  2. Bilmediğimiz bir şey hakkında, konuşma.
  3. Alkollü olma durumu.
  4. Ağız'ın beyinden hızlı çalışması.
Olmak üzere dört ana başlıkta incelenmektedir. Bu başlıklar, halk arasında kullanılan yerlerine göre araştırılıp gözlemlenmiş ve kullanım yerlerine göre başlıklara ayrılmıştır(!). Bundan sonraki örnekler, yazılar ve açıklamalar bu başlıklar altında devam edecektir.

Yerine Kelime Bulamama: Bu durum Mehmet Ali Birand'ın durumuna denmektedir. Yukarıda izlediğiniz videodaki gibi, her şey normal başlar; ancak bir anda eee'lemeye başlanır. Çünkü söylemek istediğimizi söyleyemeyiz ve yerine kelime de bulamayız; bazen bunun sonu saçmalamaya kadar gider. Bu durum heyecanlanmak, fazla kelime ve kelimelerin anlamlarını bilip günlük hayatta kullanma çabası içinde bulunmamaktan kaynaklanır. Yukarıda saydığım maddelerin üçünde kelime anlamlarını bilememeden kaynaklanan sorunun biride bu maddeyle alakalıdır, ancak MAB* gibi insanlara "be birader, biraz kitap oku da kelime hazinen gelişsin" diyemezsin. Sonuçta bu adamlar üstadtır ve işine burun sokmak ayıptır.

Bilmediğimiz Bir Şey Hakkında Konuşma: Aşırı derecede, çok yaygın bir durumdur. Türk vatandaşlarının  her şey hakkında bir şeyler bilme çabası, tamamen bu maddeyle alakalıdır. Bu maddeye uygun insan kişilikleri şu şekilde konuşur:
+Yahu Ayten filancanın çocuğu nereye gittiydi?
-Şeye gitti dur, dilimin ucunda, eee neydi yahu dur, Atatürk Üniversitesine gitti.
Halbuki oraya gitmemiştir apayrı bir yerde üniversite okuyordur; ama her şeyi bilen Ayten rolünü düzgün oynamak için bir şeyler uydurur. %90 doğruyu söylemez; ama doğruymuş gibi hareket edilir. Ertesi gün yapılan gün'de "senin çocuk ne yapıyor? Soğuk değil mi oralar?" diye sorulur, Erzurum'da okuduğu iddia edilen kişi, aslında Antalya'da okuyordur, duruma bir anlam verilemez ve işin boku çıkar. Bu maddeye uygun kişilere "haklısın","doğru söylüyorsun" gibi şeyler söylenir aksi durumlarda bu kişi darılır veya tamamen sizinle küser.

Alkollü Olma Durumu: Bu maddede yapılan durum normaldir; çünkü kişi alkollüdür her dediği doğrudur. Aksi iddia edildiği halde küfür, boşanma nedeni, arkadaşını evin yedi kilometre uzağında bırakma gibi sorunlar ortaya çıkara bilir. Bunun sonucunda siz zararlı çıkarsınız söyleyeyim. Bu tip durumlarda kişiyi tatmin edici evet haklısın, doğru söylüyorsun, şampiyon gibi kelimeler sarf edilirse sizden iyisi olmaz.

Ağız'ın Beyinden Hızlı Çalışma Durumu: Bu durum kesinlikle benim buluşumdur ve kimse aksini iddia edemez, şimdiden, açıkça buradan söylüyorum. Bu duruma sahip insanlar aşağıdaki matematiksel işlemdeki gibi bir durum içerisinde olurlar. Bu durumu matematiksel olarak kanıtlayacak olursak:
Konuşma Hızı (Fiziksel) > Beyinin Kelime üretme Hızı (Zihinsel)
Matematiksel olarak kanıtı bu şekildedir, aksi çıkabilir veya "evet! bu adamın dediği doğru" denebilir ama bu böyledir. Bu matematiksel işlemi Türkçe'ye dökecek olursak açıklaması şöyle olur: Her insan konuşurken kelime üretir; ama bazı insanların çenesi daha hızlı çalışır, bu durumda kişilerin ağzından çıkacak kelimeleri tükenir ve bu arada geçen zaman süresince eee'lemeye başlar. Bu eee'leme süreci kişinin konuyla ilgili herhangi bir kelime üretmesiyle son bulur. Son bulduğunda ise eee'leme biter ve konuşmaya devam edilir.

Bu durumlarda; bazen "bu adam ne demek istedi acaba" diye beynimizden çıkacak soruya yanıt bulmak gerekir; çünkü bu maddeye uygun kişiler, çok saçma bir kelimede kullana bilirler ve sizi "ne dedi lan bu" diye düşünmeye zorlar; ama bazen çok mantıklı bir cevap'ta verebilirler. Mesela kişi konuşurken eee'lemeye başlar, bu zaman içerisinde konuşamadığı için halk arasında "aha! göt oldu" diye bilinen mertebeye ulaştığını düşünürsünüz; ama o biliyordur aslında, kelime bulamamıştır ve beyin kelime ürettiğinde "göt olma" mertebesine siz erişmiş olursunuz. Aceleci olmamak lazım.

Açıkçası eee'lemenin genel tanımları bundan ibarettir; ancak bu davranış hakkında farklı durumlar veya maddeler bulunabilir bu tip durumlarda "vay pezevenk götünden uydurmuş" demeyin sakın. Kalın sağlıcakla.

*Mehmet Ali Birand

1 Şubat 2012 Çarşamba

Yeni Eğitim Yaklaşımı

Selam eğitimciler, tanımlarla ilgili baya bilgisi olan değerli bir hocamdan öğrendim "yaklaşım" kelimesini, adı konulmamış şey; yani daha bulunmamış, aslında bulunmuş da ne olduğu tam bilinmiyor, aman işte neyse. Kesin ben buldum demiyorum da fikirlerim var diyorum, o yüzden adını yaklaşım koydum.

Günümüzde ilk ve orta okulda verilen eğitim nedir? Ezberci eğitim... Kim ne derse desin, ağzınızla değil kuş, bir tarafınızla ceviz kırsanız ezberci eğitimdir arkadaş! Bir öğrenci "aha neydi bu, biliyordum" diyorsa ezberlemiştir. Neden? İnsan deneyim kazandığı veya öğrendiği bir şeyi unutmaz, yorum yapar, bir şey yapar konuşur; ama "biliyordum toparlayamıyorum" gibi cümleler kurmaz. Anlatmaya çalışır, örnek verir "misal" der "mesela" der bir şeyler der anlatmaya çalışır. İşte bu yüzden bize çocuklarımız bir şey sorduğunda "aah! biliyorudum, dur, dilimin ucunda" deriz.

Öğrenciler yetiştirilirken hep bir şeyler ezberlettirilmeye çalışılır ve bunun sonucunda bir şeyler öğrenecekleri düşünülür; ama hiçte öyle olmaz, hepsi zamanla unutulur. Kendi öğrenciliğinize dönün biraz, yazılı kağıdına bakarken hiç "hay geberesice soru şu formülü bir hatırlasam çözeceğim ama" demediniz mi? Dediniz tabi; ama merak etmeyin hala aynı şeyler oluyor.

Benim yaklaşımım aslında pekte lise, ortaokul ve ilkokulu kapsamıyor daha çok üniversite eğitimini kapsıyor çünkü:
  1. Ben de üniversite öğrencisiyim.
  2. Lise, ortaokul ve ilkokul öğrencileri çok fazla olduğu için, çok maliyet gerektirir. Belki ileride düşünülebilir; ancak şu an için pek olumlu görmüyorum. Neden? Benim düşündüğüm yaklaşım proje tabanlı olduğu için, her aile maddiyat açısından aynı değildir. Tamam da üniversiteyi okutanlar da aynı aile? Burada Üniversite devreye girebilir; çünkü nüfus az ve ödenek fazla.
  3. Çok ayrıntıya girersek, ayrıntı içinde boğulup kalırız. Sonuçta üniversite daha iyi lan!
Bundan sonra anlatacaklarım üniversite de yapılan sınav sistemlerine göre olacak. Ben diyorum ki, üniversitede yapılan bütün vize ve finaller kaldırılsın. Bunların yerine öğrencilere "Proje Ödevleri" verilsin. Verilen bu proje ödevleri 5 ödevden aşağı düşmeyecek ve ortalamaya %80 proje ödevi %20 dönem sınavı (neden "Dönem Sınavı" Türkçe olsun da ondan) bu şekilde öğrencilerdeki öğrenme oranı artacak. Bu şekilde eğitim sistemi veren eğitim kurumuna, öğrencilerin finalden en az 70 (iyice salaklar hariç) alacağına kefil olurum. Eğitim Fakültelerine giden arkadaşlar bilirler ki "yaparak öğrenmek, öğrenenin daha iyi öğrenmesini sağlar" bunun haricinde "ne kadar çok duyu organı kullanılırsa, o kadar iyi öğrenme sağlanır" bu da projeyi veren öğretmene kalmıştır. 

Bu şekilde verilen sistem de öğrenciler yaptıklarını anlar, yorum yapabilme kabiliyetleri artar; çünkü projelerini kendileri yapmıştır, ne yaptıklarının farkındadır. 

Kendi deneyimlerimden bahsedecek olursam, meslek liseli olduğum için daha çok proje tabanlı çalıştım ve benim gittiğim meslek lisesinde fiziksel koşullar mevcuttu ve ben hala meslek lisesinde yaptığım "PİC16F84 ile trafik ışıkları kontrolü ve otopark kapısı" adlı projemi unutmam. Yaptığım projenin raporu veya pic programlama kodlarına baktığımda hemen aklıma gelir; çünkü proje tabanlı öğrenmişimdir, yaşayarak öğrenmişimdir o yüzden unutmam.

Be kardeşim sende yazdıklarınla çelişiyorsun, hani liselerde olmazdı bu iş? demeyin; çünkü meslek liselerini bu yaklaşım içerisine alamam; çünkü onun fiziksel koşulları (genelde) mevcuttur ve hiç bir ek maddi ihtiyaca gerek duymaz veya duymayabilir, kesin konuşmayayım. Kalın sağlıcakla.