Reklam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Reklam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2012 Çarşamba

Türkiye'de Reklamlar

Hayatımızın yüzde yetmişinde karşımıza çıkan reklamlardan bıkmış durumdayım ve benim gibi, artık sinir bozmaya başladığını düşünen insanları gördüğümden dolayı bu yazıyı yazmaya karar verdim. En büyük sinir bozukluğunu geçtiğimiz günlerde sinemada yaşadım.

Ben sinemaya iki nedenden dolayı giderim birincisi filmi merak etmemden, ikincisi reklamsız ve kesintisiz olmasından dolayı; ama en son gittiğimde reklam işinin sinamaya da sıçradığını gördüm ve gerçekten filmin başlamamasından dolayı etmediğim küfür kalmadı, sinemanın adını da vereyim afm sinemaları. Reklamların gerçekten abartıldığını ve ağızımın artık küfürden yamulacağı sırada küçük bir çocuğun sesine kulak verdim "Anne ne zaman başlayacak artık!" yemin ediyorum alkışlamak geldi içimden ve ben film başladığında alkışlasaydım eminim bütün sinemaya gelenler alkışlayacaktı, bu kadar bıktırdılar.

En çok anlamadığım nokta -haberlerde olmak üzere bütün programlarda olan- son dakika reklam. Nedir anlamış değilim, şöyle başlıyor; "bir reklam arası verelim" daha sonra yayına geri dönüyoruz "haftaya görüşmek üzere" diye bir laf. Ne burada amaç ne? Resmen reklam izlettirip son dakika para kazanmak. Ondan sonra kameralara dönüp şöyle diyorlar "gerçekten sizleri çok seviyoruz" sevginize sıçayım sizin. Burada gizli kelimeler var aslında, gerçekte cümle şöyle "gerçekten sizleri bizi zengin ettiğiniz için çok seviyoruz yoksa geberseniz umurumuzda değil", aslında mesaj bu...

Hele şu haber okumak için girdiğiniz sitelerde çat diye çıkan salak reklamlar. İnsanın sinirini alt üst etmekte bire bir. Artık şu karara vardım, benim işimden alıkoyacak veya engelleyecek, yapacak işime engel olacak reklamlarda tanıtılan ürünlerden almayacağım. Biraz yemin gibi ama gerçekten böyle düşünüyorum, sıkıntı getirecek kadar reklam koyulduğunda artık fenalık geçiriyoruz, yeter! Yemin ediyorum o ürünleri almayacağım.

Reklam yapmanın amacının da saptığını düşünüyorum artık; çünkü reklam ne için yapılır? Bir ürünü tanıtmak için veya bir markanın yeni çıkmış ürününü tanıtmak için. Günümüzde hala eskiden beri var olan ürünleri tanıtan reklamlar var. İnsan bunun altında "acaba bu üründe bir bokluk mu var da sürekli satılsın diye reklamını yapıyorlar" demeden edemiyor. Mesela perwoll, yaklaşık 3-4 yıldır reklamları var, herhalde bir işe yaramıyor sürekli reklamını yapıyorlar. Reklamıda kötü:
Siyahlar simsiyah kalır diyorda, kimse kalkıp "sen perwoll deterjanıyla mı dolaşıyorsun, manyak mısın nesin?" demiyor. Resmen seyirciyi salak yerine koyma amaçlı birşey. Kosla reklamıda bunun gibi birşey. Ya reklamı yazan senarist bildiğin geri zekalı mal, yada seyirciyi aptal yerine koymak amaçlı birşey (Aşağıdaki reklam internette bulabildiğim tek video).
Reklamın saçmalığına bakar mısın, "misafir peçeteleride tamam, ya lekeli olsaydı" hay Allahım ya, bu kadar saçmalık olur. O zaman reklamı şöyle yazalım: "Akşam mükemmel olacak, dünürlerime layık yemekler, misafir peçeteleride tamam. Ya kızım tecavüze uğrasaydı, yada ya beni öldürselerdi, yada ya evime hırsız girip misafir peçetelerine sıçsaydı, neyseki benim venişim var" reklamın saçmalığına bakar mısınız, bu kadar olur. Birde bu koslanın bir ara kan lekelerini çıkaran reklamı vardı, şu Berna Laçinin evim güzel evim de olan ustanın oynadığı reklam. Aynı reklamın 98 deki reklamı, orada da aynı hikaye, sanki biz bilmiyoruz oksijenin kanı fokur fokur köpürtüp çıkarttığını, inanmıyorsanız eczaneden oksijen alıp kanın üzerine damlatın. Tamamen kandırmaca.
Yok arkadaşım bu reklamlar resmen insanı enayi yerine koymak üzere. Anlamıyorlar herhalde "ben bu reklamı çok yaparsam insanlar bu işte bir bokluk olduğunu anlar" diye. Mesela yıllardır içtiğimiz kurukahveci mehmet efendi Türk kahvesinin neden reklamı yok? Çünkü herşey belli, kalite belli, tat belli, reklama gerek yok. Sevgili okuyucular ben şöyle düşünüyorum, eğer bir ürünün reklamı çok yapılıyorsa dalaveredir. Hiç reklamı yapılmayan ürünlerin iyi olduğunu söylemiyorum buradan ama her reklamının yapıldı ürünü almayın diyorum, altını bir araştırın.

Ben reklamların kesilip yeni reklamlar oluşturulmasını da anlamıyorum. Altta paylaştığım reklam videosundaki seslendirme "Karşınızda Kerem, onun içinde GDO yok, transyağ yok, bilmem ne yok, tadellenin içine koyduklarımızdan çok, koymadıklarımızda önemli" bu şekildeydi.

Sonra videoyu izlediğiniz gibi kesip sadece "GDO yok" diye değiştirdiler, sizde farkedebilirsiniz reklam bir yerden sonra çat diye Keremin kadrajına giriyor. Böyle reklam yapacaksak içinde herşeyi söyleyebiliriz. Mesela "Karşınızda Kerem, onun içinde GDO yok, çamaşır suyu yok, idrar yok, bok yok, siyanür yok, sperm yok, domuz eti yok, inek tezeği yok, insan eti yok, billur yok, plastik yok, tavuk yavrusu civ civ yok, vs. vs." böyle reklam mı olur? Böyle reklam olacaksa ohoo! bizim bakkal bile reklam yapar. Bırakın bu işleri.

Birde doğru düzgün reklam yapanlar var onlara birşey demiyorum. Gerçekten dikkat çekip, insanlara reklamlarını izlettiriyorlar; ama diğerlerinde yok. Oturup kalkıp ya eski reklamları kessinler yada karşısındakileri salak yerine koyup otursunlar.

Kendimi övmek gibi olmasın ama reklamında bir adabı, bir usulu olduğunu düşünüyorum. Reklamı alırsın koyarsın bir köşeye, isteyen bakar istemeyen bakmaz. Herşeyin bir adabı var. Benim sitemde reklamlar belli bir yerdedir, okuyucuların reklamı görmek zorunda olduğu yerlerde değildir herkesi böyle reklam koymaya davet ediyorum. Kalın sağlıcakla...

26 Ocak 2012 Perşembe

İstanbul nedir?

Selam gençler! Ne zamandır yazmıyorum, zaten okuyanın da pek olduğunu düşünmüyorum ama öylesine yazıyorum işte. Bu yazımda muhteşem şehrimiz biricik İstanbul' dan bahsedeceğim; ancak ortaköyün kumpiri süper, galata da mutlaka bira için yok efendim boğaz manzarası süper gibi övmeler beklemeyin, şimdiden söyleyeyim; çünkü sinir olduğum yerler var.

Öncelikle reklamlardan başlayalım. Televizyonun karşısında oturuyoruz, muhteşem bir film, cart reklam, tamam diyoruz seyredelim, reklamlar başlıyor 10 reklamın 6'sı İstanbul'da çekilmiş. Kimse de demiyor ki "Ulan her şey İstanbul da çekiliyor biz burada neyiz?". Burada neyiz derken yaşadığımız şehir anlamında. Adam Çorum da, İstanbul da çekilmiş reklamı seyrediyor. Ondan sonra İstanbul'un nüfusu neden hep artıyor? Eh! artar tabi paso İstanbul reklamı yapılıyor, adamlarda diyor madem İstanbul böyle, bana da bir iş çıkar. Yap bakalım Biga'nın Aksaz köyünün reklamını, nasıl talep artıyor, oraya gitmek için falan... Allahtan son zamanlarda farklı yerlerde çekilen reklamlar var mesela:


Tek Süt'e buradan selamlar (Sanki okuyacaklar ya) İstanbul da çekilmemiş süper bir reklam. Balıkesir'in Gönen ilçesinden bahsediyor, umarım Gönen ilçesinde çekilmiştir. Neyse, sonuçta buda iyi bir şey. İşte böyle gençler konu bununla ilgili, şimdiden "Amaan! salak mı ne?" diyen varsa çıkabilir.

Gelelim haberlere. En sinir olduğumda buradadır açıkçası, haber izlemememin %60 sebebi İstanbul ile ilgili haberlerden dolayıdır. Neden? Ufak bir örnek vereyim hacı, haber başlar "Çanakkale'nin filanca ilçesinde deprem oldu (o ilçeden görüntü gösterilir, ufak bir görüntü) İstanbullar sokağa döküldü" Hay ben İstanbulluların. Yav bir oradakiler mi hissetti depremi? Asıl hissedenleri göstersene sen! Ne bileyim, bir röportaj falan yap. Ama yok olmaz. İstanbulluların canı can ötekinin, neyse işte...

Haberler biter muhteşem hava durumu başlar, aaa! oda ne? İstanbulun ilçelerine kadar gösterir hava durumunu ama Siirt'te, Antalya'ya, İzmir'e, Ankara'ya gelince boktan bir rakam söyler geçer. Karşıyakalıların, Çankayalıların suçu nedir kardeş?!


Gelelim dizilere, sayılı birkaç dizi dışında çoğu İstanbul da çekilir, şu müthiş aile dramları, şahane konaklar, kötü insanlar, süper iyi insanlar hepsi İstanbuldadır. Başka yerde yoktur. Mesela Kayseri'ye gitsen bulamazsın böylelerini. Hepsi İstanbuladır. Yoktur abi İstanbul gibisi.

İstanbul nedir: Türkiye'nin küçük Türkiye'sidir. Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı seviye belirleme sınavı bile İstanbul da yapılır. Neymiş efendim Türkiye'nin özetiymiş, oldu. Yap bakalım aynı sınavı Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde aynı sonucu mu verecek? Eh! çocuk doğru söylüyor, çocuk doğru söylüyor da siz tutturmuşunuz "su küçüğün söz büyüğün" diye, öyle gidiyor. 

Vallaha sevgili büyükler, siz istesenizde istemesenizde Türkiye İstanbuldan ibaret değildir. Egenin incisi İzmirdir mesela, Antalya turizm yeridir, Kurtuluş savaşı Samsunda başlamıştır, Doğunun Parisi Erzurumdur, en iyi Üniversiteler Ankaradadır, Caretta carettalar Marmaris Datçadadır, Türkiyenin en büyük dağı Ağrıdağıdır, Sütçü İmam Kahramanmaraşlıdır, en büyük gölümüz Van da Van Gölüdür ve daha niceleri, var mı bundan ötesi? 

İstanbul da güzide bir şehrimizdir. Yedi tepelidir, Avrupa Kültür Başkentidir, Osmanlının Başkentidir, Tarihi bir yerdir ama TÜRKİYE İSTANBULDAN İBARET DEĞİLDİR! Yalansa yalan deyin canını yediklerim, kalın sağlıcakla.